Yazar : kizilcabolukvakfi

https://www.kizilcabolukvakfi.com - 19 Gönderiler - 0 Yorumlar
Haber

Özay Gönlüm’ün ölümünün 26. yılında Kızılcabölük’te Anıldı.

kizilcabolukvakfi

 Özay Gönlüm’ün ölümünün 26. yılında Kızılcabölük’te Anıldı.

Ölümünün 26. Yılında Denizli ve Kızılcabölük’te Özay Gönlüm Anıtında tören düzenlenerek anma programı Gerçekleştirildi. Vakıf Yönetim Kurulu Başkanımız Osman Erkli’nin  katılımı ve  Denizli Çatalçeşme Özay Gönlüm anıtındaki törene Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Belediye Başkan Yardımcısı Ali Aygören, Daire amirleri,  Sanatçı Efe Güngör ve sevenlerinin hazır bulunduğu tören,

akabinde Kızılcabölük’te gerçekleşen törene Kızılcabölüklüler Vakfı yönetim kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Uğur Gülbahçe, Tavas belediyesi zabıta amirleri , Kızılcabölük mahalle muhtarı Ömer Köseoğlu, Kızılcabölük sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile gerçekleştirildi.

KIZILCABÖLÜKLÜLER VAKFI OLARAK DEĞERLİ HEMŞEHRİMİZ BÜYÜK ÜSTADIMIZA,  ÖZAY GÖNLÜM RAHMET VE SAYGI İLE ANIYORUZ.

1940-2000 ÖZAY GÖNLÜM

5 Şubat 1940 tarihinde babasının askeri görevle bulunduğu Erzincan’ın Tercan ilçesinde dünyaya gelen Özay GÖNLÜM, KIZILCABÖLÜK KASABAMIZDAN Babası AHMET, Annesi Zekiye‘dir

16 yaşında ünlü derleyici Muzaffer Sarısözen‘le tanıştı. Ankara Radyosu Yurttan Sesler programıyla sanat yaşamına başladı. Belli bir süre Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim BakanlığıFilm Radyo Televizyon Merkezi’nde çalıştı. 1966’da “Yetişmiş Saz Sanatçısı” olarak Ankara Radyosu‘nda çalışmaya başladı.
Özellikle Denizli yöresinin türkülerini, sesi ve sazı ile halkın beğenisine sundu. Çalıp söylediği türküler halk tarafından büyük bir ilgi ve beğeni gördü. Ağırlıklı olarak Ege Yöresi türkülerini söyledi. Müzik yeteneği kadar taklit yeteneği, fıkraları ve kullandığı Denizli şivesiyle folklora zenginlik ve renk kattı.
TRT’de, tarım ve çocuklarla ilgili programlarda yer aldı. Kültür Bakanlığı Halk Müziği Geliştirme Merkezi (HAGEM) Repertuvar Kurulu üyeliği yaptı.
Radyo oyunlarında ve tiyatrolarında da roller alan Özay Gönlüm, Acıpayam’a bağlı Kırca Köyünden, değerli eğitimci ve Halkbilimci Mehmet Yılmaz’ın derleyip yazmış olduğu, “Umman Nine’nin Mektupları‘nı, sazı, sözü ve türküleri eşliğinde seslendirdi. Çok büyük beğeni aldı.
Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Çin ve Hindistan‘da konserler veren Özay Gönlüm, başta Denizli ve Kütahya yöreleri gelmek üzere Denizli, Kütahya, Muğla, Aydın, İzmir, Manisa, Balıkesir, Bursa, Afyon, Burdur, Isparta yörelerinden 3400’den fazla türkü derledi. Özellikle, “Denizli’nin Horozları(Çil Horoz), “Çöz de Al Mustafa Ali“, “Asmam Çardaktan“, “Cemile’min Gezdiği Dağlar Meşeli“, “Osmanım’ın Mendili”, ” Denizli’nin Adım Adım Yolları“, “Şu Dağlar Tepe Tepe” gibi türkülerle tanındı.
Bağlamanın yanı sıra cura ve tambura tekniğine de çok önem verdi. Ege yöresinde Ramazan Güngör, Hamit Çine‘ gibi cura sanatçıları ile birlikte çalıştı. Yaren adlı enstrümanı ile cura, bağlama ve çöğürü bir araya getirerek bir ilke imza attı.

1 Mart 2000’de hayatını kaybeden Özay Gönlüm adına, memleketi Kızılcabölük ile Denizli’de iki ayrı anıt yapılmasının hikâyesi;

yerel yönetimlerin, siyasetçilerin ve hemşehrilerinin güçlü sahiplenişiyle şekillendi.

Vefatının Ardından Başlatılan  Süreç

Sanatçının vefatının hemen ardından, dönemin Kızılcabölük Belediye Başkanı Osman Erkli ve belediye meclis üyeleri, Demirci Caddesi çıkışındaki parkın “Özay Gönlüm Parkı” olarak düzenlenmesi ve alana sanatçının heykelinin yapılması yönünde karar aldı. Başkan Erkli, hazırlanan talebi bizzat Ankara’ya götürerek Kültür Bakanlığı’na iletti.

O dönem Kültür Bakanı olan İstemihan Talay, projeye olumlu yaklaştı. Talay’ın 1973-1978 yılları arasında Kale Kaymakamı olarak görev yaptığı dönemde bölgeyi yakından tanıması ve özellikle öğretmen Mestan Ulubaşoğlu ile dostluğu sayesinde Kızılcabölük halkının eğitime ve kültüre verdiği önemi bilmesi, sürecin hızlanmasında etkili oldu.

Siyasi Destek ve İki Anıt Kararı

Proje, dönemin Denizli ve Tavas kökenli milletvekillerinin geniş desteğini aldı. Denizli’den yedi Milletvekilinin altısının Tavas kökenli olması, ayrıca Kızılcabölük’ün parlamentoda temsil edilmesi sürece katkı sundu. İzmir Milletvekili Salih Dayıoğlu, Hasan Erçelebi ve dönemin A.P.K  Kurulu Başkanı Ali Cabalar gibi isimlerin destekleriyle resmi başvuru kısa sürede onaylandı.

Aynı dönemde Denizli Belediye Başkanı olan Ali Aygören ile yapılan istişareler sonucunda, Denizli’de Çatalçeşme mevkiine de bir anıt yapılmasına karar verildi. Böylece hem Kızılcabölük’te hem de Denizli merkezde olmak üzere iki anıtın eş zamanlı inşası kararlaştırıldı.

Uluslararası Yarışma ve Heykelin Yapımı

Kültür Bakanlığı tarafından geliştirilen mevcut heykel maketi üzerinden ulusal ve uluslararası katılıma açık bir yarışma düzenlendi. Yarışmayı Azerbaycanlı heykeltıraş Sait Rüstemov kazandı.

Yaklaşık 1 metre yüksekliğindeki heykel maketi, Pamukkale’de düzenlenen tanıtım yemeğinin ardından açık artırmaya çıkarıldı. Açık artırmayı, Kızılcabölüklü turizmci ve inşaatçı, aynı zamanda sanatçının halasının oğlu olan Osman Pişkin en yüksek teklifi vererek kazandı.

Yaklaşık iki yıl süren yapım sürecinin ardından, her iki anıt Mart 2002’de düzenlenen törenle açıldı. Açılışa Kültür Bakanı İstemihan Talay’ın yanı sıra üst düzey siyasi temsilciler, sanatseverler, öğrenciler ve çok sayıda Kızılcabölüklü katıldı.

Aile ve Halkın Katılımı

Törende sanatçının eşi Ayten Gönlüm, kızı Ezgi Abisi Hüsamettin, kardeşi Cumhur Gönlüm ve aile üyeleri hazır bulundu. Cumhur Gönlüm’ün, Türk basketbolunun önemli isimlerinden Kerem Gönlüm’ün babası olması da dikkat çeken ayrıntılar arasında yer aldı.

Anma Törenleri ve Kültürel Etkinlikler

Kızılcabölük’te bulunan Özay Gönlüm Anıtı’nın yer aldığı park, yıllar içinde genişletilerek yeniden düzenlendi. Sanatçı, her yıl 1 Mart tarihinde düzenlenen etkinliklerle anılmaya devam ediyor.

Kızılcabölük Kültür, Sanat, Tekstil ve Moda Festivali kapsamında uzun yıllar boyunca Özay Gönlüm’ün eserlerini en güzel seslendirenlerin yarıştığı türkü yarışmaları düzenlendi. Bu organizasyonlar önce Kızılcabölüklüler Vakfı, ardından Kızılcabölük Belediyesi tarafından sürdürüldü.

Denizli Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı’nda görev yapan sanatçılar, Özay Gönlüm’ün eserlerini gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Böylece halk müziğinin usta ismi, hem anıtları hem de türküleriyle yaşamaya devam ediyor.

ÖZAY GÖNLÜM ESERLERİ

  • Elif dedim be dedim
  • Evlerinin önü bulgur kazanı (Adım adım Denizlinin yolları)
  • Arabaya taş koydum
  • Asmam çardaktan
  • Denizli’nin horozları
  • Derbent Deresi
  • Ninenin mektubu, Çil Horoz
  • Çöz de al Mıstıvali
  • Cemilemin gezdiği dağlar meşeli
  • Tepsi tepsi fındıklar
  • Sobalarında kuru da meşe yanıyor
  • Karahisar kalesi
  • Hatçam çıkmış gül dalına
  • Dağların başındayım
  • Elindedir bağlama
  • Gıcır gıcır gelir yarın kağnısı
  • Manisayla Bergamanın arası
  • Onikidir şu Burdur’un dermeni
  • Hıkkıdık duttu beni
  • Evren köy
  • İki keklik
  • Gımıldanıver
  • Bağlamamın Dügümü

30 civarında 33’lük/45’lik, 30 kadar kaset ve 200 türkünün derleyicisi veya kaynak kişisi. Eski 45’likleri ve uzunçalarları birinci el piyasasında bulunmamaktadır. En güncel derleme, Kalan Müzik tarafından 2005 yılında piyasaya sürülmüş olan ve 2 CD, 2 kaset ve kitapçıklardan oluşan “Özay Gönlüm” koleksiyonudur. Ayrıca 2001 yılında Anadolu Müzik tarafından piyasaya sürülmüş “Yaren” isimli kasedini bulmak mümkündür.

Haber

PASVAK TAVAS KIZILCABÖLÜK AŞEVİ İftar Programı Gerçekleşti

kizilcabolukvakfi

PASVAK TAVAS KIZILCABÖLÜK AŞEVİ İftar Programı Gerçekleşti

Pamukkale Sağlık Eğitim Vakfı (PASVAK) ve Kızılcabölüklüler Vakfımızın ortaklaşa düzenlemiş olduğumuz PASVAK TAVAS KIZILCABÖLÜK AŞEVİ İftar Programına, PASVAKBşk Bülent Topuz, Yönetim kurulu üyeleri Nafiz Öz, Kerim Çıralı, Abil Çetin, Md. Yusuf Eroğlu eşleriyle birlikte katıldılar.

Kızılcabölüklüler  Vakıfı Yönetim Kurulu Başkanı Osman ERKLİ ve Vakıf Yönetim Kurulu üyelerinin, Tavas Belediye başkanı Kadir Tatık,ı meclis üyeleri İlçe protokülünün ve ilçe mahalle muhtarlarını Hayırsever işadamları  ve Davetlilerin büyük katılım ile gerçekleşti.

Birlik beraberlik ve yardımlaşmanın başta  Kızılcabölük ve Tavas mahallelerinin önemi, Kızılcabölükte kurulacak olan aşevinin gelecek dönemlerde tüm mahalle ve Kale ilçesine kadar hizmet vermesi planlanıyor.

İftar yemeğinde katılımcı hayırsever ve bağışçılara  plaketleri takdim edildi.

Haber

Pasvak Kızılcabölük Aşevi İçin Tavas Belediyesine Ait Arsa Satın Alındı

kizilcabolukvakfi

Pasvak Kızılcabölük Aşevi İçin Tavas Belediyesine

Ait Arsa Satın Alındı

 

Kızılcabölük mahallemize yapılacak Aşevi için Kızılcabölüklüler Vakfının bağış yaptığı arsanın bitişiğindeki, Tavas Belediyesi’ne ait arsa Pasvak tarafından satın alınırak tapu devri yapıldı. Bu konuda bizlere yardımcı olan başta Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, Bşk Yrd. Osman Macit olmak üzere tüm Belediye meclis üyelerine çok teşekkür ederiz. Arsaların birleştirmeleri sonucu 500 m2 lik inşaat alanı oluşmuştur. En kısa zamanda PASVAK TAVAS KIZILCABÖLÜK AŞEVİ binası inşaatına başlanacaktır.

Eğitim

Kızılcabölüklüler Vakfı’ndan 8. Denizli Kitap Fuarı’na Anlamlı Ziyaret

kizilcabolukvakfi

Kızılcabölüklüler Vakfı’ndan 8. Denizli Kitap Fuarı’na Anlamlı Ziyaret

Kızılcabölük’teki üç ilköğretim okulunun öğrencileri, Vakıf Başkan Yardımcısı İsmail Uğur Gülbahçe eşliğinde Denizli Kitap Fuarı’nı ziyaret etti. Hemşehrimiz Yazar Nurdan Taydaş öğrencilerle buluşarak kitaplarını tek tek imzaladı.

Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 8’incisi düzenlenen Denizli Kitap Fuarı, yayınevleri ve yazarların yoğun ilgisiyle kapılarını kitapseverlere açmaya devam ediyor. Fuarın en özel ziyaretlerinden biri ise Kızılcabölüklüler Vakfı tarafından gerçekleştirildi.

Kızılcabölüklüler Vakfı, Kızılcabölük’teki üç ilköğretim okulunda öğrenim gören öğrencileri Vakıf Başkan Yardımcısı İsmail Uğur Gülbahçe eşliğinde fuara getirerek, öğrencilerin kitaplarla ve yazarlarla buluşmasına vesile oldu. Öğrenciler, öğretmenlerinin nezaretinde fuarı gezerek yeni kitaplar keşfetti, etkinliklere katıldı.

Ziyaret kapsamında, hemşehrimiz Yazar Nurdan Taydaş da öğrencilerle bir araya geldi. Taydaş, standını ziyaret eden öğrencilerle samimi bir sohbet gerçekleştirdi ve tüm öğrencilerin kitaplarını tek tek imzalayarak onlara unutulmaz bir anı bıraktı.

Kızılcabölüklüler Vakfı, öğrencilerin kültürel gelişimine katkı sağlamayı amaçlayan bu tür etkinliklerin önemine vurgu yaparak, ilgisi ve misafirperverliği için Yazar Nurdan Taydaş’a teşekkür etti.

  1. Denizli Kitap Fuarı, 7 Aralık’a kadar kitapseverleri ağırlamayı sürdürüyor.

Yemek Kültürü

KIZILCABÖLÜK YEMEKLERİ

kizilcabolukvakfi

TARHANA:

1 Kilo kadar buğday tarnalık olacak şekilde, ince öğütülür. Hazırlanmış bu malzeme bir kenarda bekletilirken 2 kova su, kazanda kaynatılır. Fokurdamaya başladığında 2 avuç kadar tuz konur. Karıştırılır. Ocaktan indirilen kaynar suyun içine hazırlanmış olan un yavaş yavaş konur ve tarna küreği ile karıştırılır. Sonra tekrar ocağa konur. 3 defa karıştırılır pişirilir. Her karıştırma sonrasında kazanın ağzı sini ile kapatılır. Pişirme işlemi bitince ocaktan indirilir. Azıcık bekletilir ve sonra parçalara ayrılır. Bu ara, 3 kilo kadarlık bir kese yoğurdundan (inek yoğurdu) hazırlanan ayran soğumağa bırakılmıştır. Bu pişirdiğimiz hamur üzerine yavaş yavaş ayran ilave edilerek yoğrulur. Yaklaşık birer kg’lık parçalara ayrılarak küpün içine konur. Ayırma işlemi yapılırken gelenek olduğu üzere bu ebemizin, bu dedemizin, bu ağamızın, bu peygamberlerimizin, bu gelmiş geçmişlerimizin”..denir. Bu parçalar küpe yerleştirildikten sonra bir cezve kadar üzerine ayran konulur. Ağzı bezle kapatılır.

Her gün karıştırılır. 3 hafta kadar sonra top top parçalanır. Asma yapraklarının üzerine serilir. 15 gün kadar gün ışığında kurutulur. Kuruyan top tarnalar keseye yada küpe konulur.

Yemek yapılması:

Hazırlanmış top tarnadan 2 top alınır, nohutlarla beraber 3 saat kadar ıslatılır. Parçalanmış kemikli et iyice yıkanır. Biraz da et yağı ile birlikte tencereye konur (toprak tencere olması tercih edilir) üzerine nohut ve tarna da konur,su ilave edilir.Az ateşte ağır ağır pişirilir. Pazar günlerinin vazgeçilmez tarna aşının tadı Kızılcabölük’te bir başka olur.

KEŞKEK:

PATLICAN KÖZLEMESİ:

ZEYTİN YAĞLI KIZILCABÖLÜK USULÜ DOLMA

KEDİ KULAĞI KAVURMASI

PİŞİ

GELİN TURŞUSU

KIZILCABÖLÜK KAŞIK HELVASI

BEZİRME:

KIZILCABÖLÜK

Kızılcabölük Dokumacılık ve Tarihi

kizilcabolukvakfi

Kızılcabölük Dokumacılık ve Tarihi

Dokumacılık

Kasabamızda el dokumalarının tarihçesi yaklaşık 600 yıl öncesine dayanmaktadır. Orta Asya’dan göç eden uç beylerimizin bir kısmı, obalarıyla beraber bugünkü Kızılcabölük Beldemizin bulunduğu merkeze yerleşmişlerdir.

O dönemlerde buralara gelen obaların insanları çobanlık işi ile uğraşmaları nedeni ile keçilerinin kılını, koyunlarının yününü kirman adı verilen el aletleri ile eğirip ( işleyip ) kendi ihtiyacı olan giyecek, heybe, çuval, kese gibi eşyaları gerim tekniği ile kendileri dokumuşlardır.

Osmanlı döneminde ise dokumacılık sanatı daha da gelişmiş ve ilerlemiştir. Bu dönemde birçok Sadrazam, Şehzade ve devlet ileri gelenlerinin giydikleri giysilerin kumaşları bu yöremizin dokumalarından temin edilmiştir. Kısacası, Kızılcabölük el dokumacılığı geçmişten günümüze süregelen geleneksel bir yapıya sahiptir.

Evliya Çelebi dahi Seyahatnamesinde bu yöremize yer vermiş, yörenin dokumacılığından Kızılcabölük Çulhacılığı olarak bahsetmiştir.

Yörede bugün ki gelişen teknolojiye rağmen, halen tahta tezgahlarda geleneksel dokumalar yapılmaktadır. Tamamen insan gücü ile çalışan çekme tezgahlarla üretilen kumaşlar yurt içi ve yurt dışı pazarlarda büyük ilgi görmekte ve tercih edilmektedir.
Dokumaların üzerindeki motifler, tamamen yöreye özgü olup, ninelerimizin sandıklarından çıkan orijinalleri ile aynıdır. Her motifin ayrı bir anlamı, kendine özgü bir öyküsü vardır.

Dokumacılıkta eskiden kullanılan bazı aletleri inceleyelim:

EL ÇÖZGÜSÜ

Çözgü: Bir şeyleri çözme eylemini gerçekleştiren araçlar olarak sözlükte yerlerini almışlardır. Fakat dokuma ve tekstil diliyle çözgü,ipliğin dokumaya hazır hale getirilmesi olarak söylenir.

Çözgüler, kalemlere sarılan ipliğin(günümüzde kalemlerin yerini bobinler almıştır) makineler ile yumak haline getirilmesi işlemidir. Kısaca çözgünün görevini anlamış olduk.Çözgünün iplikleri takılıp, yumak veya leventlere alınışından bahsedelim, Hep ihtiyarlarımızdan,

dedelerimizden, ninelerimizden duyarız:Kızılcabölük dokuması bu günlere geldi ama nasıl geldi, Hiç bir makine, elektrik gücüyle kumanda edilemiyordu, Her iş. Kolla yapılıyordu. İpliklerin el çıkrıklarında sarılıp el tezgahlarında dokununcaya kadar.

Bu elle yapılan bir dokumanın işlem sırası El Çözgüleri. İplikler sarıldı, toplandı, getirildi çözgüye. Dokunacak kumaşın özelliğine rengine göre, değerine göre kalemler koşulurdu. Çözgü, çok dikkat gerektiren bir işti. Çünkü, hatalı koşulan kalemler, hem deseni, hem de dokunacak kumaşın özelliğini kaybetmektedir. Koşulan kalemlerin uçları, seyrek dişli taraklardan geçirilirdi. (Tarak, halk deyimiyle demdir)

Seyrek dişli taraklardan geçirilen ipliğin ucu dokunacak kumasın kaç dişli olacak ise bu hususu dokumanın içinde o gayet iyi bilirler Örneğin, dokuma aşamasında 1.cm ye düşen ipliğin sayısı kaç ise; çarşaflar piyasa olarak 9 tarak 10 tarak diye adlandırılır.) istenilen dişli taraklardan geçirilir. ipliklerin uçları hepsi bir arada toplanıp ağaç bobinlere bağlanır. Kolu çevirerek çözme işlemine geçilir. Yumaklara çözülecek ipliğin metre olarak eski saatlerden bir mekanik kurulur ve zamanlama yapılır.Burada dikkat edilecek diğer husus, ağızlık dediğimiz olayın gerçekleşmesidir.Ağızlık, tezgahlarda ipliklerin tarak ile işlenti arasında yaklaşık olarak 30 derecelik açıdır.Bu konu çok önemlidir.Beldemizde tek numunelik Tekstil Lisemizde vardır.

KALEM ÇIKRIĞI

Kalem Çıkrığı: Günümüzde kullanım alanı oldukça az olan bir dokuma öncesi hazırlık aracıdır. Kasabamızda genellikle 45 yaş neslin daha çok hatırlayacakları ve onların çocukluklarında daha çok kullanılan bir araçtır.

Çıkrık: Geniş kasnak veya tekerlek yada kol yardımıyla belli bir uzaklıktaki mil vb gibi aygıtları hareket ettirmek özelliğine sahip basit makinelerdir.

Kalem Çıkrıkları: El tezgahlarının yaygın olduğu dönemlerde motorlu tezgahların ilk çıkış dönemine rastlayan tarihlerde yaygın kullanım alanı vardı. Günümüzde çok az da olsa hala kullanılmaktadır.

Kasabamızda çıkrıklar genellikle kalem adı verilen bir nevi kapaklar üzerine iplik sarma işlemi gerçekleştiren araçlardı. Geniş teker biçiminde çizgi çizgi hoş görünümü olan bu araçlar kalem sarmada ya da ipliği bükmede kullanılırdı. teknolojinin gelişmesi neticesi bobin var makinelerinin çıkmasıyla yavaş yavaş ortadan kalktı.Anılarda eski günlerden birer hatıra olarak yerlerini aldılar,Kalem sarma işlemi şöyle başlar: Tezekirden alınan ağızlık iplikler, aharlarda deterjanla güzelce yıkanır. Çizmelerle çiğnenir ve ipliğin açık kahverengi suyu akıtılır. İplik temizlenir. Hain iplik eğer boyanacaksa toprak dağarlarla boyanır. Uzun sırıklara geçirilip sokaklara asılıp kurutulurdu. Kimi zaman haşıl tutkunu olur onları da ıslatıp sarılırdı. Haşıl tutkunu ise ipliğin haşıllama sırasında kimyasal maddelerle oluşan kristal tuz biçiminde ipliğin birbirine yapışmasına denirdi.Gerek kuru, gerekse yaş kullanılmasına rağmen genelde kalem yaş sarılırdı. Haşıl tutkunu zorluk çıkarmaması için yaş sarılırdı. İplik ağızlıkları ikili üçlü çaralara takılır. Kalemler iğlere takılır. Ağızlığın (ipliğin) ucu kalemlere ardılır.Çıkrığın kolu saat yel kovanı yönünde çevrilir ve sarım işlemine haşlanır.

Kalemlerin kullanım yerlerine göre ikişer veya üçer ağızlıklı kalemler sarılır. Sarma işlemi bitirilirdi. Kalemler toplanıp sıra çözgüye götürülür. Zamanın el çözgülerinde yumaklar koşulurdu.

Çıkrığın yerine bobin var makineleri almıştır. İnsan gücüne dayanmayan elektrikle çalışan genelde 6- 12 gözlü. kapasitesi fazla, her ebat pamuk ipliğini bobin haline getirebilen makineler çıkrıkla kıyaslanmayacak kadar hızlı çalışmaktadır.Çıkrık yaşantımızda o kadar çok yer etmişti ki bazı ananelerin doğmasına sebep olmuştur.

Beldemizin geçmişinde Çıkrık gecesi yapılırdı.

Çıkrık Gecesi: Her evlenen kızın anne babası düğünden 15 gün sonra yakın akrabalarla toplanıp bir çıkrık ve birde çıkrık döşeği(beldemizde yaygın olan bir nevi döşek) götürürler. oturulur. Sohbet edilir. Tuzlama pişirilir. hep birlikte yenirdi. Çıkrık kullanım alanı daraldıkça geleneklerde kalkmış. yok olmuştur.

Seyrek dişli taraklardan geçirilen ipliğin ucu dokunacak kumasın kaç dişli olacak ise bu hususu dokumanın içinde o gayet iyi bilirler Örneğin, dokuma aşamasında 1.cm ye düşen ipliğin sayısı kaç ise; çarşaflar piyasa olarak 9 tarak 10 tarak diye adlandırılır.) istenilen dişli taraklardan geçirilir. ipliklerin uçları hepsi bir arada toplanıp ağaç bobinlere bağlanır. Kolu çevirerek çözme işlemine geçilir. Yumaklara çözülecek ipliğin metre olarak eski saatlerden bir mekanik kurulur ve zamanlama yapılır.Burada dikkat edilecek diğer husus, ağızlık dediğimiz olayın gerçekleşmesidir.Ağızlık, tezgahlarda ipliklerin tarak ile işlenti arasında yaklaşık olarak 30 derecelik açıdır.Bu konu çok önemlidir.Beldemizde tek numunelik Tekstil Lisemizde vardır.

MASURA ÇIKRIĞI

Masura: Üzerinde atkı ipliği sarılan mekiklere takılıp tezgahlarda kullanılan boyu 18- 20 cm çapı 8 mm başlangıç yarı konik ağaç ve plastik araçlardır.

ÇIKRIK:

Kullanılan alanı bakımından iki tip çıkrık var: Birincisi kalem çıkrığı, ikincisi Masura çıkrığıdır. Bunlar hem yaptığı iş hem de şekil bakımından değişik tiplerde yapılmış basit tarihi dokuma araçlarıdır. Kalem çıkrığı malzeme olarak ağaç kullanılmış masura çıkrığında ise gövde ve ayaklar üzerinde kanalı olan tekerlek ağaç modellerden yapılmış diğer kısımları madeni malzemelerden yapılmıştır. Çıkrık çağı olarak el tezgahları çağında önemli bir yer edinmiştir.Teknoloji geliştikçe modern makineler tasarlanmış ve üretilmeye başlanınca çıkrıklar birer birer yok olmuş, maziye karışmıştır.

Bu çıkrıklar bir bisikletin çalışma prensibinden yola çıkılarak yapılmıştır.

Sarma işlemi: Masuralar iğlere takılır Yine ağızlıklar çaralar takılıp masuraları iplik dolanır. Çaralardan gelen iplik sağ el ile hareket kolu sol ile  sağdan sola (resimdeki ok yönünde) çevrilir. Sağ el ipliği masura bakımından 4-5 cm. zik zak hareketler yaptırarak Mekiği sığacak Ölçülerde sarılır. Bu işleme masır sarma olarak tanımlanır.

Çıkrıkta bazı önemli noktalar şöyle imiş.

*Masura (Masır olarak halkın dilinde söylenir) Masura mekiğin içine sığacak kalınlıkta ve belirli ölçülerde sarılmalı.

* İğleri hareket ettiren urgan zivitlendiğinde daha mukavemet sağlanırmış.

*El tezgahlarında kullanılan masırlar genellikle yaş olarak sarılır. Yaş sarmanın sebebi masuranın üzerine ipliğin yıkılmaması için yaş sarılmış.

ÇIKRIK DÖŞEĞİ

Yurdumuzun çeşitli yörelerine özgü kilimler olduğu gibi; Beldemiz de o kilimlerin, çulların eşdeğerinde eski giyeceklerin işe yarayan kısımlarından mesela bir gömleğin arka kısmını yamayarak birleştirerek hatalı çıkmış kumaşlarda, çarşaflardan, dört beş katlı birleştirip diktiklerinde güzel bir döşek oluyor.

Kasabamızda hala çıkrık döşeklerini özellikle özellikle yaşlı ninelerimizin evlerinde bulunur.

Not: Bu yazı vakfımızın çıkarmış olduğu Kızılcabölük gazetesinde yayınlanmıştır. Bilgileri derleyen ve resimleyen kişi Eşref DOĞU kardeşimizdir.

ALINTI: https://www.kizilcaboluk.biz/beldemiz-hakkinda/dokumacilik/

KIZILCABÖLÜKLÜLER VAKFI