KIZILCABÖLÜK’Ü TANIYALIM

KIZILCABÖLÜK’Ü TANIYALIM

KIZILCABÖLÜK –  KIZILCABÖRKLÜ-KIZILBÖRGÜ
NÜFUS : 4302 ( En Son Sayımlara Göre)

    COĞRAFİ KONUMU:
Kızılcabölük kasabası Ege Bölgesinde yer almaktadır. Ege Bölgesinin güney doğusunda (iç Ege de), yurdumuzun güney batısındadır. Denizli’nin güneyinde, Tavas’ında batısındadır.
Kızılcabölük Karcı dağının güneye bakan yüzünde, Karcı dağı, Baba dağı ile Honaz dağı arasındadır. Baba dağı ile Honaz dağı arası diz bir çizgi gibidir. Kasabamızdan bakılınca çok düz görünür. Bu dağın da yüksek yeri Çakıroluk tepesidir.
Kasabamızın kuzeyi dağlık ve tepeliktir, güneyi ise düz ovadır. Ovalar Tavas ovasının büyük bir bölümünü kapsar. Dağlık yerler halk arasında isimlendiren birçok tepe, dere ve pınar yeri yer almaktadır. Yüzey şekli Çakıroluk tepesinden güzel bir eğimle Tavas ovasına doğru iner. Karcı dağının kuzey kısmında bir olukla Denizli ye açılır. Burada eski yol dediğimiz eski Tavas yolu vardır. Kasabanın güneyinde yer alan ovalık yerde ise gene halk tarafından adlandıran birçok mevkiler vardır. Ovanın güneyi verimlidir. Burada badem ve armut ağaçları vardır. Dağlık bölgelerde düzenli çam ormanları ile kaplıdır. Çakıroluk 2309 m. Tavas ovası ile kasabamız 950 m yüksekliğindedir. 
Kasabamızın kuzeyinde ki dağlardan akan ve Tavas ovasının ortasından geçen dere ve çaylar ovanın ortasından çıkan Kırkpınar çayı ile zenginleşerek Nazilli yakınlarında Akçay’a karışır, burada Kemer barajında toplanır, daha sonra Büyük Menderes nehrinde karışarak Ege Denizine dökülür. 
    İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ:
Kasabamızın İç Ege’de Denizli ilinin yüksek ve dağlık bölümünde yer aldığından, İç Anadolu ilkim özelliği olan karasal iklimin etkisinde kalmaktadır. Bunun için kışlar oldukça sert, soğuk ve karlı, yaz mevsimi serin geçer. Yağmur ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde yağar. Aralık, Ocak ve Şubat aylarında ısı (-) derecelerde olur.
Dağlar genellikle çam ormanlarıyla kaplıdır. Düzenli orman olmayan yerlerde ise meşe, çam, yaban armudu, baden gibi ağaçlar vardır. Ovalık bölümde bağlar, elma bahçeleri ile tahıl tarımı yapılan tarlalar vardır. Tarlalarda buğday, arpa, nohut, mercimek ile tütün ekimi yapılır. 
Sürekli akan suyu yoktur. Kışın çok yağış olunca dereciklerden akan sular ovada Kırkpınar çayına karışır. Yeni dere, Akça, Kemer barajından sonra Büyük Menderes yoluyla Ege Denizine dökülür. 

    KIZILCABÖLÜK KASABASININ TARİHİ:
Atalarımız orta asya’dan göç etmişlerdir. Yolda gelirken uç beyninin üç oğlundan biri Kızılhisar (Serinhisar) ilçesinin kurucusu yolda o yöne gitmiş ve o kenti kurmuştur. 2 inci oğlu Tavas- Kızılca kasabasının temellerini atmışlardır.
Kasabamız önceleri dağınık bir yerleşime sahipmiş. Bunun nedeni çoban oluşları, hayvanlarını daha iyi beslemelerinden kaynaklanmış. Yaşlılar tarafından 7-8 bölük olduğu söylenmektedir. Zamanla bu yerleşim merkezlerine hırsızlar dadanmıştır. Halka dirlik vermedikleri gibi halkın can ve mal güvenliğini de bozmuşlar. Bu durum zamanın Muğla Valisi Cevher Paşa ya iletilmiş. Cevher Paşa burada incelemelerde bulunarak halkın toplanmasını istemiş. Bu nedenle Kacak camini yaptırmış. Halkın Cuma namazlarını burada kılmasını istemiş ve burada toplanılmasını emretmiş. Zamanla dağınık halde bulunan halk, şimdiki Kavak Mahallesinin simgesi olan kavak ağacının yanında toplanmaya başlamışlar. Zamanla halk kalabalık olunca Yukarı ve Demirci mahalleleri oluşmuştur. 
Kasabamızın hakkında en eski yazılı bilgi Cevher Paşa Coğrafyası denilen bir kitap varmış. Bu kitap İstanbul Edebiyat Fakültesindeymiş. Ben bu yapıtı elde edemedim. Cevher Paşa’nın mezarı Rodos Adasındaymış. 

    KASABAMIZIN ADI: KIZILCABÖLÜK-KIZILBÖRGÜ-KIZILCABÖRKLÜ
Yaşlılardan ve yazılı kaynaklardan edinilen bilgilere göre kasabamızın adı hakkında çeşitli bilgiler ve söylentiler değerlendirilince hepsi aynı noktada birleşiyor. 
– Kasabamız kurulurken dağınık olarak kurulmuş. Bunlara bölük denilmiş. Bu bölükler kırmızı topraklı yerlerde yerleşmişler. O nedenle kırmızı topraklıların yerleştiği yer anlamına gelen Kızılcabölük adı verilmiş.
– Ninelerimizin başlarına Bürgü denilen kırmızı bir örtü ile örterlermiş. Dedelerimiz ve diğer erkeklerde başlarına kırmızı fes giyerlermiş. Kırmızı börgülülerin, başlıklıların yaşadığı yer anlamına gelen Kızılbörgü, Kızılbörklü adları ile anılmış. Bu adlar zamanla Kızılcabölük şeklini almıştır.

    KIZILCABÖLÜK HAKKINDAKİ YAZILI KAYNAKLAR:

Kızılcabölük eski Denizli-Muğla karayolu üzerine kurulmuş, Tavas’ın dört yerleşim biriminden biridir. Denizli’den Muğla’ya, Muğla’dan Denizli’ye gelip giden yolcular Kızılcabölük’ten geçerler, burada dinlenirler veya birkaç gün kalırlarmış. Buraya ilk önce Muğla Valisi Cevher paşa gelmiş. Cevher Paşa buranın toplanmasını sağlamış. Bir cami yaptırmış. Kızılcabölük ile ilgili bilgileri kendi yazdığı kitapta topalmış ( Bu kitap İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi kütüphanesindeymiş) Rodos adasına vali olan Cevher Paşa burada ölmüş ve mezarı buradadır. 
Evliya ÇELEBİ: (1611-1682) Denizli’den Muğla’ya geçerken Kızılcabölük te dört gün kalan Evliya Çelebi izlenimlerini Seyahatnamesinin 3’üncü cilt 133üncü sayfasında şöyle anlatılmıştır:
Kızılcabörklü köyüne geldik. 150 akçe kazandım. Aydın mülkündedir. Fakat Menteşe toprağındadır. Cami ve hamamı olan Müslüman Şehridir. Serdar Şişli hacıdır. Buradan beş saat gittik. 
Katip ÇELEBİ: Katip Çelebide eserinde Kızılcabölük’ün dağınık bir yerleşim olduğunu, bağlık, bahçelik, bol akarsuların olduğunu, bugünkü kavak caminin etrafında, bir cami, bir çeşme, bir hamam, bir fırın ve yedi evin bulunduğunu yazmaktadır. 

    KIZILCABÖLÜK’ÜN İDARİ YAPISI:
Kızılcabölük 1883 yılına kadar Muğla Menteşe Oğulları Beyliğinde kalmış. 1883 yılında yapılan bir yönetim değişikliği ile Tavas ile birlikte Denizli Sancağına bağlanmış. Denizli sancağı da İzmir iline bağlanmıştır. Bu yapı Cumhuriyet kuruluncaya kadar sürmüştür. Cumhuriyet kurulunca Denizli il olmuş. Böylece Kızılcabölük doğrudan Denizli iline bağlanmıştır. 1912 yılında belediyelik olmuş. İlk Belediye Başkanı Çilen oğlu Ahmet efendidir. Belediye başkanlığı yapan bu kişi 16 yıl İstanbul da okumuş çok bilgili ve kültürlü imiş. Uzun zaman Romanya ve Balkanlarda vaaz vermiştir. 15 senen kadar başkanlık yapan Ahmet Efendi eskiden mezarlık olan bugünkü Cumhuriyet İlkokulu ve parkın bulunduğu yerden mezarlığın kaldırılması söz konusu olmuş. Bu fikre karşı çıkan başkan:
-“Bu kadar ağır yükü kaldıramam” diyerek başkanlıktan ayrılmış. Yerine 2inci Molla Hasan Kocayiğit getirilmiştir. Daha sonra Müftü Mehmet Efendi, Karaomca İsmail Hoca başkan olmuşlardır. Mezarlık konusunu Başkan Mustafa Yağcıoğlu kaldırarak yerine okul yaptırmıştır.
Kızılcabölük belediye olunca üç mahalleye ayrılmıştır.
Kavak Mahallesi:Kasabamız önce burada kurulmuştur. Kasabanın batısındadır. Kavak deresinin kenarında ulu bir kavak ağacının çevresinde kurulduğundan bu adı almıştır. Bu kavaklardan biri de çarşı meydanında yer almış, adeta Kızılcabölük’ün simgesi olmuştur. İlk yerleşim Kavaklı deresi boyunca olmuş, sonra öteki mahalleler oluşturmuştur. Kavak mahallesi yapı ve nüfus bakımından büyüktür. 
Yukarı Mahallesi: Kasabamızın kuzeyinde kurulmuştur. Onun için bu ismi almıştır. Mahallenin ortasında bir meydan, meydanda büyük bir kavak ağacı ile bir çeşme vardır. Daha kuzeye genişlemektedir.
Demirci Mahallesi: Kızılcabölük’ün doğusunda yer alır. Kasabanın girişi buradadır. Diğer mahallelere göre daha çok gelişmektedir. Eskiden mahalle meydanında bir demirci varmış. Mahallenin sakinleri demirci dükkanının önünde otururmuş. Mahalle bu adı demirci dükkanından almıştır.
Türkiye’de 1932 yılında bir uygulama ile yerinde yönetime gidilmiş. Sosyal, kültürel ve ekonomik yönden gelişmiş olan Kızılcabölük teşkilatı nahiye olmuş. Denizli’nin en eski teşkilatlı nahiyesi olan kasabamız daha sonra 1972 yılında yapılan bir değişiklikle yurdumuzdaki nahiye son verilmiş. Böylece tekrar belediye yapısına dönülmüş.

    KIZILCABÖLÜK TARİHİNDEKİ ÖNEMLİ KİŞİLER VE OLAYLAR: 
Cennetzade Kel Tahir Efendi, uzun zaman Tavas Müftülüğü yapmış, Bilgili ve kültürlü bir kişidir. 1’inci dünya savaşı sonunda yurdumuzun kurtulması için yapılan çalışmalara etkin olarak katılmış ve adı Türk tarihine geçmiştir. Tavas Müdafa-i Hukuk Derneğini kurmuş. Denizli Müdafa-i Hukuk derneğinin kurulmasında bulunmuş ve yönetim kurulunda yer almıştır. 22 Mart 1919 yılında İzmir de yapılan Müdafa-i Hukuk ve Reddi İlhak kongrelerine katılmıştır.
Tavas Müftüsü Cennetzade Kel Tahir Efendiyi sebebi bilinmeyen bir nedenle Çakrıcalı Mehmet efe Aydın’a çağırmış, o zaman Mehmet Efe bir çete kuvveti kurarak Yunanlıların ilerlemesini durdurma çalışmalarına katılmış ve başarılı olmuştur. Bu çalışmalar arasında bazı yerlere baskılar düzenlemiş ve bazı kişileri öldürmüş ve haksızlıklar yapmıştır. 
Efe sohbet sırasında:
-“Hocam ben çok hata ve haksızlık yaptım, çok can aldım. Öbür dünyada yerim nedir?”
Bu soruya hoca çok ilginç bir yanıt verir:
-“Bir dereye pislik ve çöplerle doldururlar öyle bir sel gelir ki bu artık ve pisliklerin hepsini götürür. Etrafı temizler ve güzel bir görüntü oluşur. Efe sende yurdumuzu kurtarırken bazı hatalar yapmışsın ama yurt için çalışman Allah katında çok büyük sevap verilir. Bu sevap senin günahlarını götürür ve yerin Cennet olur.”
Bu yanıttan çok hoşlanan efe hocanın sırtını sıvazlamak ister. Hoca efendi kendini hançerleyeceğini zanneder. Çok korkar. Bu olaydan kısa bir süre sonra ölür. Mezar taşında şu yazı vardır. 
-“Ey zairi sahibi nefs. Hubbu dünyada meyli kes. Her ten biter bir dert ile. Değmez bu dünyaya ahes. Di’li hasta oldum bir zaman tedriç ile yetti tüvan. İçti nihayet müzi can. Çünkü harap oldu kafes. Söndü çerağ akıbet. Zulmete kaldı ses cihet. Açtı sühbü ahret envarı haktan. Müktebas Müfti-i Tavas Tahir deyu yadet beni. Oku Fatiha rahmetlere gayet beni. İnsanlığı veren seni. Gafferebesbaki heves.”

    KIZILCABÖLÜK’E PAZARIN GETİRİLİŞİ:
  Eskiden Pazar Vakıf köyü yakınlarında çamların olduğu yerde kurulmuş. Halk buraya zahmetle pazara gidermiş. Yazın sıcağı, kışın soğuğu…
I’inci veya II’inci Murat zamanında kesin tarihli belli değil. İstanbul da sarayda görev yapan bir paşa görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle idama mahkum olur. Paşa zindana kapatılır. Bir yolunu bularak zindandan kaçar. Muğla yönünden Kızılcabölük’e gelirken yolda Demirci mahallesinden “Köse Mehmet Ağa” adlı bir çiftçi ile karşılaşır. Mehmet Ağa bu kimliği belirsiz kişiyi evine götürür. Paşa aylarca Mehmet Ağaya yardım eder. Her akşam eve gelen paşa ağaya “Ne var ne yok” diye günlük haberleri sorarmış.
Paşanın gelişinden altı yedi ay sonra paşa her gün sorduğu soruyu sorar. Mehmet Ağa:
-“Bugün tellal bağırdı. Bundan altı yedi ay kadar önce saraydan bir paşa kaçmış. Padişahta bu paşayı affetmiş. Neredeyse hemen Aydın Sancağına gitmesi gerekiyormuş” demiş. O gece paşa kimseye haber vermeden evden ayrılarak Aydın’a gider. Paşa Aydın’a Vali tayin edilir. Bir süre sonra paşa birkaç asker göndererek Mehmet ağayı çağırtır. Çaresiz Mehmet Ağa Aydın’a gelir. Paşayı tanıyamayan ağa bir hafta kadar Aydın da kalır. Daha sonra paşa kendini tanıtır. Ağa dan bir isteği olup olmadığını sorar.Mehmet ağa pazarın Kızılcabölük te kurulmasını siter. Ağa dönmeden bir fermanla Pazar Kızılcabölük te kurulmaya başlar.
Yukarıda adı geçen değerli kişilerden başka kasabımıza ve yurdumuza hizmet etmiş kişilerde vardır. Bunlardan bazıları:
Değerli bilim ve din adamı Çilen oğlu Ahmet Efendi 
Değerli din adamları Müftü Kadir Efendi (Uslu)
Tavas Müftüsü Mehmet Köseoğlu
Günümüzün bilim tekniği ile yetişmiş birçok değerli bilim ve sanat adamı vardır. Bu kişilerin kasabımıza ve yurdumuza hizmetleri büyüktür.

    KIZILCABÖLÜKTE YAŞAYIŞ: 
  Kızılcabölük halkı bilime, kültüre ve yeniliklere açıktır. Bir kısım halk okumak, görevini yerine getirmek ve iş dünyasına girmek için Kızılcabölük’ten ayrılmışlardır. Bu nedenle kasabanın nüfusu 1945 ten beri sayı bakımından pek değişmemiştir. Kadın ve erkek nüfus eşittir. Kızılcabölük nüfusunun uzun seneler değişmemesinin sebebi şöyle açıklanabilir:
  Kızılcabölükteki genç nüfus çocuk yapmaktan kaçınıyorlar. İki veya üç çocuktan fazla yapmıyorlar. Şu andan dört çocuklu aile azdır. Buna karşın çevre köylerden gelenler vardır. 
  Kızılcabölük insanları çalışkan, bilim ve kültüre değer veren insanlardır. Büyük iş sahiplerin için burası küçük ve yetersiz kalıyor. Bu insanlar büyük işyerlerine göç ediyorlar. İşlerini büyütüyorlar. Parasal bakımdan varlıklı olanlarda ticaret işini daha Büyütmek için iş ve sanayi merkezlerine göç ediyorlar. Kasaba dışında denizli, İzmir, İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde yaşamaya başlamışlar. Kasabada yaşayan halktan çoktur. Göçü durdurmak için zaman zaman bazı önlemler alınmıştır. Günümüzde göç durmuş, göç almaya başlamıştır. 

    KIZILCABÖLÜK’ÜN GEÇİM KAYNAKLARI: 
  Kızılcabölük halkı ata mesleği olan dokumacılıkla geçinir. Buraya yerleşen atalarımız tezgâhlarında kök boyadıkları iplikleri dokurlarmış. Dokudukları bu bezleri Donluk denirmiş. Bu uğraş gelişerek ve değişerek günümüze kadar sürmüştür. El tezgahıyla 1950 yılına kadar dokumacılık yapılırken, bu tarihten sonra büyük bir atılım yaparak günümüzde kullanılan motorlu tezgahla işini sürdürmeye başladı. Halk bu yeniliği çeşitli nedenlerden ötürü süremediği için şimdi ekonomik bakımdan zor durumdadır. Buna rağmen yurdumuzda kendi çapındaki yerlerden ekonomik bakımdan çok iyidir. Çünkü temeli sanayiye dayanmaktadır. 
  Kızılcabölük’te 2500 den çok motorlu tezgah, 500 den fazla otomatik tezgah, 20 den fazla çözgü, 5 büyük boyahane, silindir vardır. Halen 500 civarında eski usul el tezgahları da mevcuttur.
  Halk tezgahlarında çarşaf, mendil, pike, gömleklik, ek ürünler, oda takımları gibi pamuk ipliğini kullanarak dokuma yapmaktadır. Bunları kendi işleyip, pazarlayan olduğu gibi fason olarak başkasının hesabına da dokuyan olur. Demirci, tornacı, marangozluk yaparak geçimini sağlayanlarda vardır. Dokumacılığa bağlı olarak yan sanayi gelişmiştir. Dokumacıları korumak ve sorunları gidermek için 1970 yılında Dokumacılar Derneği kurulmuştur. Üye sayısı 1100’dür. Bu üyelerin %80 i ustalık belgesine sahiptir. Hepsi Bağ-Kur’a üyedir. Genelde tezgahlar burada yapılır.
  Halkın bir kısmı da geçimini çiftçilik yaparak sağlar. Çiftçiler modern tarım aletleriyle buğday, arpa, yulaf, mercimek ve nohut yetiştirilir. Son yıllarda bazı aileler tütüncülük yapmaya başladı. Bağcılık ve elmacılık da gelişmiştir. Üretilen üzüm ve elmalar burada ve çevre pazarlarda pazarlanmaktadır.